SOSYAL MEDYANIN HAYATIMIZA ETKİLERİ
İnternet ve web teknolojik birer gelişme oldukları kadar sosyal hayatımızda değişikliklere yol açan yeni iletişim seçenekleri olarak hayatımızda yerlerini aldılar.Her geçen gün kullanımları daha da artıyor.Dünya üzerinde en ücra noktalarda bile internet erişimi olanaklı hale geliyor.Okul öncesi ve ilköğretim düzeyinde çocuklara internet erişimi çok ucuz,hatta bedava bilgisayar teminine ilişkin projeler yürütülüyor.100 doların altında bilgisayar projesi gibi projeler hız kazanıyor.Mobil iletişim teknolojileri ile artık sadece bilgisayarlarla değil , mobil telefonlar , tablet bilgisayarlar ve kişisel medya oynatıcılar gibi yeni aygıtlarla hemen her yerden internete ve dolayısıyla web uygulamalarına erişmek mümkün hale geldi.
Web 2.0,bilgiye erişimin bu denli kolaylaşması ile kullanıcıların da bilgiyi kaynaktan almak yerine fikirlerini özgürce belirterek bilgiye katkıda bulunduğu bir dönemdir.Sadece bilgiyi alan , tüketen kullanıcılar yerine bilgiyi oluşturan kullanıcılar ve kullanıcı grupları ortaya çıkmıştır.Üstelik bu dönemde ileri düzeyde teknik bilgisi olmayan sıradan internet kullanıcıları bile kendi bloglarını veya forumlarını kolayca oluşturabilmektedir. Etkileşimli uygulamaların ve bunları kullananların sayılarının hızla artması ,uygulamaların çeşitliliğini de arttırmaktadır.Özellikle sosyal ağ uygulamalarında bu çeşitlilik göze çarpar. Sosyal ağların en popüleri olan facebook üzerinde eğlence , haber, oyun, etkinlik, paylaşımı, resim ve video paylaşımı gibi birçok konuda uygulamalar geliştirmektedir
SABAHLARI ÖNCE FACEBOOK’A SONRA TUVALETE GİRİYORLAR
Oxygen Media ile Lightspeed Araştırma Merkezinin, sosyal medya kullanıcısı 18–34 yaş arası kızlar üzerinde yaptığı araştırma çarpıcı sonuçlara ulaştı. Yüzde 34’ü sabahları uyandıklarında tuvalete gitmeden önce Facebook’a girdiklerini itiraf ederken, yüzde 39’u kendilerini Facebook bağımlısı olarak tanımladı. Yüzde 49’u erkek arkadaşının hesabını hackleyerek kontrol etmeyi normal bir davranış olarak görüyor.
Anlıyoruz ki; Teknolojinin karanlık yanlarıda mevcuttur.Teknolojinin kontrol dışı büyümesi insanın hayati kaynaklarını yok ederken, ahlaki temellerden noksan bir kültür yaratmaktadır.Bu nedenle, teknoloji hem dost hem de düşman olabilir.Yani teknolojinin iyi yada kötü doğrultusundaki başarısı, gücü dikkat çekicidir.
İnternet kullanıcıları ile beraber televizyonlarda , medyanın farklı açılarında yer alan ' Fulya'nın intikamı' kampanyası,içeriği ile sadece sosyal medyadan faydalananların değil,izleyen herkesin dikkatini üzerine çekmeyi başarmıştır.Kampanyanın içeriğine ve bilinmezliğine duyulan merak ilgiyi daha da arttırmıştır.
Milliyet gazetesinde yer alan bir habere göre de , insanların hayatlarının bütün detaylarını tüm dünyayla paylaşmalarını sağlayan facebook ve twitter utanmayı unutturdu.ABD'li psikoloji profesörü Miller, 30 yıl boyunca yaptığı araştırmalar sonucunda facebook ve twittergibi sosyal paylaşım sitelerinin utanma duygusunu yok ettiğini belirledi.
Texas’taki Sam Houston State Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Miller, geçen ay yayımladığı araştırmasında, son yıllarda özellikle gençler arasında utanma duygusunun gittikçe ortadan kaybolduğunu ve bunun en büyük nedeninin teknoloji olduğunu belirtti. İngiliz Times gazetesi yazarı Nicola Pearson, Miller’ın araştırmalarından ve kendi tecrübelerinden yola çıkarak, “Artık hiçbir şeyden utanmıyor muyuz?” başlıklı bir makale yayımladı. Bir gün eve giderken yol kenarında karanlık bir köşede seks yapan bir çift gördüğünü anlatan Pearson, “Beni gördüklerinde utanmıştan çok, onları rahatsız ettiğim için kızmışa benziyorlardı” diye yazdı.
“Utanmak, tek başınayken hissettiğiniz bir his değil, sosyal bir duygudur. Başka insanların hakkınızda ne düşündüğünü umursadığınızı gösterir” diyen Pearson, Prof. Miller’ın da bu konudaki şu saptamalarına yer verdi: “Twitter ve facebook’ta her düşüncemizi açıklamaya öylesine alıştık ki, gittikçe duyarsızlaşıyoruz ve insanların ne düşündüğünü umursamaz hale geliyoruz Biri bizi gözetliyor gibi yarışmalarda insanların sürekli kendilerini aptal yerine koyup bir de bundan para kazandığını görünce, utanacak bir şey kalmıyor.
‘Duygusuzlaşıyoruz’
Utanma duygusu, insanların toplumda kabul görmek istediğini gösterir. Bizim ne düşündüğümüzü umursamayan insanlardan hoşlanmayız ve onlara güvenmeyiz. Utanmak istemeyen insanlar daha düşünceli, dikkatli ve saygılı davranırlar. Utanma duygusu olmazsa davranışlarımızı hiçbir şekilde kısıtlama ihtiyacı duymayız. Nezaket gösterme ve doğru-yanlış ayrımı ortadan kalkarsa duygusuzlaşırız ve diğer insanların hayatını zorlaştırırız.
İnternet ve World Wide Web kavramaları, teknolojik kavramlar olarak hayatımıza girmiş olsalar da varlıklarını gündelik ve sosyal yaşantımızın bir parçası şeklinde sürdürüyorlar.Kullanıcılar,sosyal ağlardan faydalanırken ,bilinçli ve özenli olmaları gerekir.
"HER ŞEYE RAĞMEN BELKİ DE FACEBOOK SİZİ DAHA MUTLU YAPAR"
İngiliz Bilgisayar Topluluğu(BCS), sosyal ağlarda çok fazla zaman geçirmenin insanları izole ederek gerçek hayattan kopardığı mitine karşı çıkıyor. BCS araştırmasına göre, Facebook gibi sosyal ağların kullanımı da hayattan tatmin olma yolunda istatistiki olarak kayda değer bir pozitif etki yapıyor. Kadınlar, düşük gelirliler ve düşük eğitim seviyesindekiler de online yaşamın bu pozitif etkisi daha yüksek.
www.teknopara.blogcu.com
(Aydoğan,F.-Akyüz,A.2010)
Texas’taki Sam Houston State Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Miller, geçen ay yayımladığı araştırmasında, son yıllarda özellikle gençler arasında utanma duygusunun gittikçe ortadan kaybolduğunu ve bunun en büyük nedeninin teknoloji olduğunu belirtti. İngiliz Times gazetesi yazarı Nicola Pearson, Miller’ın araştırmalarından ve kendi tecrübelerinden yola çıkarak, “Artık hiçbir şeyden utanmıyor muyuz?” başlıklı bir makale yayımladı. Bir gün eve giderken yol kenarında karanlık bir köşede seks yapan bir çift gördüğünü anlatan Pearson, “Beni gördüklerinde utanmıştan çok, onları rahatsız ettiğim için kızmışa benziyorlardı” diye yazdı.
“Utanmak, tek başınayken hissettiğiniz bir his değil, sosyal bir duygudur. Başka insanların hakkınızda ne düşündüğünü umursadığınızı gösterir” diyen Pearson, Prof. Miller’ın da bu konudaki şu saptamalarına yer verdi: “Twitter ve facebook’ta her düşüncemizi açıklamaya öylesine alıştık ki, gittikçe duyarsızlaşıyoruz ve insanların ne düşündüğünü umursamaz hale geliyoruz Biri bizi gözetliyor gibi yarışmalarda insanların sürekli kendilerini aptal yerine koyup bir de bundan para kazandığını görünce, utanacak bir şey kalmıyor.
‘Duygusuzlaşıyoruz’
Utanma duygusu, insanların toplumda kabul görmek istediğini gösterir. Bizim ne düşündüğümüzü umursamayan insanlardan hoşlanmayız ve onlara güvenmeyiz. Utanmak istemeyen insanlar daha düşünceli, dikkatli ve saygılı davranırlar. Utanma duygusu olmazsa davranışlarımızı hiçbir şekilde kısıtlama ihtiyacı duymayız. Nezaket gösterme ve doğru-yanlış ayrımı ortadan kalkarsa duygusuzlaşırız ve diğer insanların hayatını zorlaştırırız.
İnternet ve World Wide Web kavramaları, teknolojik kavramlar olarak hayatımıza girmiş olsalar da varlıklarını gündelik ve sosyal yaşantımızın bir parçası şeklinde sürdürüyorlar.Kullanıcılar,sosyal ağlardan faydalanırken ,bilinçli ve özenli olmaları gerekir.
"HER ŞEYE RAĞMEN BELKİ DE FACEBOOK SİZİ DAHA MUTLU YAPAR"
İngiliz Bilgisayar Topluluğu(BCS), sosyal ağlarda çok fazla zaman geçirmenin insanları izole ederek gerçek hayattan kopardığı mitine karşı çıkıyor. BCS araştırmasına göre, Facebook gibi sosyal ağların kullanımı da hayattan tatmin olma yolunda istatistiki olarak kayda değer bir pozitif etki yapıyor. Kadınlar, düşük gelirliler ve düşük eğitim seviyesindekiler de online yaşamın bu pozitif etkisi daha yüksek.
www.teknopara.blogcu.com
(Aydoğan,F.-Akyüz,A.2010)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder